Bombos.
Sali sabahi kalktiginda gece gordugu kabusa dair hatirladigi tek seydi. Sonsuz bir bosluk.
Bitmeyen, tukenmeyen bosluk.
Dustugunu hatirladi bir de. Ici urperdi birden. Ama bugun ''buyuk'' bir gundu ve bunu herhangi
birseyin bozmasina izin vermek aptalliktan baska birsey olmazdi.
O gun Istanbul'da son gunuydu J'nin. O gunu buyuk yapan sey buydu.
Butun anilarla, yasanmisliklarla vedalasma gunuydu. Herkes gecici oldugunu
dusunuyordu ama J farkindaydi. Bir kere gidince, dondugunde hicbir sey eskisi
gibi olmayacakti. Her ne kadar istemese de gitmek zorundaydi.
Yillar once baslamisti hazirliklar. Disarida universite okuma hayali... Cogu kisinin tek
hayali belki de tek umuduydu bu. Yillarca bunun icin cabalamis, calismis, bu yolda
neler kaybetmis ve nelerden fedakarlik etmisti J. Etrafindaki herkes onun
gibi dusunmus, simdiye kadar coktan farkli yerlere savrulmuslardi. Bazi arkadaslari
okul biter bitmez kendini yollara vurmus, yillarca ugrastiklari hayallerine
bir an once ulasmak istemislerdi. Ama J bunun sacma oldugunu dusunmustu
hep. Ne yasamislardi ki bu kadar cabuk kacmak istiyordu bu insanlar?
Anlamiyordu. Anlayamiyordu.
Giderken geride biraktigi cok sey vardi. Birkac aile ferdi, birkac arkadas, bir adet sevgili,
bir vosvos, bir gitar ve daha bircok sey...Ailesini cok dert etmiyordu. Nasil olsa arayip
soracaklar,geleceklerdi. Arkadaslarinin hepsi zaten coktan baska yerlere savrulmuslardi.
Bazisi Istanbul'da kalmaya karar vermis, bazilari da yurtdisina aylar oncesinden gidip yeni egitim-
ogretim yili icin hazirlanmaya baslamislardi.Onlari da cok dert etmiyordu. Nedense icinde gecen
yillarin bir sekilde onlari bir araya getirecegine dair bir his vardi. Sevgiliyi ise coktan unutmustu.
Evet, gercekten de daha ayrilmadan unutmustu onu. Boyle hissetmekten utaniyordu ama J icin her
gidenin bir geleni vardi. Diger maddi seylerinse hic onemi yoktu J icin. Hepsinin yerine yenilerinin
gelebilecegini biliyordu. En azindan benzerlerini bulabilecekti.
Evet, boyle dusununce mantikli geliyordu hersey. Ozlemesi gereken pek bir sey yoktu kisaca.
Fakat anlayamadigi bir bosluk vardi icinde. Son on gunu bunu anlamaya calismakla gecmisti J'nin.
Gidis anini dusundukce midesi bulaniyor, basina agrilar giriyordu. Nedenini bulmak icin ne kadar
caba sarfetse de hep basladigi noktaya geliyordu. Once hep ailesini dusunuyordu. Hayir, sorun
onlar degildi. Bosluk dolmuyordu onlari dusununce. Sonra arkadaslari... Hayir, onlar da degildi.
Sevgili, gitar, vosvos, lahmacun, kebap... Hicbir sey o boslugu doldurmaya yetmiyordu.
Tekrar tekrar dusunup bu listeyi kontrol ediyordu. Unuttugu bi' sey vardi o boslugu dolduran.
Bulamiyordu J onu.
Saat coktan 10.00'u gecmisti. J, simdiden programinin gerisindeydi. Saat on bucukta Sariyer'de olmasi gerekiyordu.
Hemen hazirlandi. Saclari ve kiyafetiyle ugrasmasina gerek yoktu. Fotograf makinesini boynuna asti.Telefonunu sag cebine,
cuzdanini da icinden akbilini cikardiktan sonra sol cebine yerlestirdi.
Sokaga adim attiginda tuyleri urperdi. Aslinda o kadar soguk da degildi hava.